15 Eylül 2011 Perşembe

kan

kabul et diyorum
kolay geliyor.
kimse seni kendisi kadar sevmiyor.
itiraz etme
kabul etmiyorum.
zaten
ben olmanı istemiyorum.

ah

yeni modamız sözler
tonlarca sayfa
lafı geç bilader
bütüne koşsana

bastığımız yere bak
geldiğimiz yere bak
tekrarlanan oyunlar
siktir et satırları

kafana denk hepsi
kafana dank etsin
siktir et satırları
bastığımız yere bak

fs

sessiz sakin orman
müzik durmuyor
zıplayan yamyamlar
çıldırdıkça çıldırıyor

ormanın bu köşesinde sakin ve hızlı bir hayat var. yabanmersini likörü güne neşe katıyor. çimlerde yuvarlanıp, doğayla sevişiyoruz. gökyüzü koyu kırmızı tonuyla romantizmi resmediyor gözlerimize. yüzler mutlu, kaygılar geride. herkesin bir olduğu bu ormanın içinde.

12 Eylül 2011 Pazartesi

Fek

güzelliğe baktığını görmek
kendinde olsun ya da olmasın
paylaşabilmek gerçekleri
inkarı ortada ihtiyacı olanın
ve
bulanın bir an bile olsa huzuru
dahilinde kusuru...
gülün biraz
unuttular küsüratı.
sen de bırak doğrularını
küstahlığını.
hiç bilmedin karşı arzuların
gerçekten neyi geçmekten
alıkoyduğunu kendini
ve yine ve
aşamadığı kendinden 
şikayetçi olmadığını...
gülün biraz
herkesin yapamadığını yaparsın
delirceğine anlarsın.

10 Eylül 2011 Cumartesi

Dur

durmanın sınırları yoktur. duralım diye duraklar vardır. bin-sekiz-yüz metre yol üzerinde yedi durak vardir. bu kadar zaman kaybının sonunda varılan nokta sınırdır ki burası da şaşılacak kadar ufak bir şeydir. A bölgesinin M bölgesinden pek farkı yok. üstelik sınırlanmanın sınırı yok. her yerde duraklar var, zaman kaybettiğin için önemli olduğunu sandığın. benim sandığımdan çok daha farklı olmayan bi sınır.

Tx

oysa uğraşılanlarla en ufak bir alakasının olmamasını istiyordu. biraz hareket etmek iyi gelir diye düşündü. pencereyi açtı, havayı kokladı. bir gülümseme eşliğinde üzerindekileri değiştirdi. pencereye yaklaştı, üzerine çıktı. ellerini açtı ve bıraktı kendini. iç organlarıyla çimlerde uzanmak gibisi yoktu. özellikle hafif rüzgar eşliğindeyse.